Gölgede 80 derece


12 Eylük 1980… Marşlar, sıkı yönetim, askerler, evlerinden don paça alınan babalar, analar ve gözüyaşlı sebil sübyanlar…

Uzun, geniş ve bol sancılı bir apolitize kampanyası. Dev’le başlayan yolların, gençlerin, solların cüceleştirilen kaderi…

Küvetlerde yakılan, bahçelerde gömülen, yırtılıp parça pinçik edilen tonlarca selülöz katliamı…

Bir milletin, daha yeni yeni akıllanan bir neslinin fütursuz bertaraf edilişi…

Açılan ve kapanması imkansız yaralar, ödenen dörtbaşı mamur –ne idüğü belirsiz- bedeller…

Şüphesiz, 80 ihtilalinin her handeki tezahürü ayrı bir hazin roman. Solcusunun feryadı bitmeyen bir ağıt, sağcısının terennümü ayri bir terane…

Şimdi sene 2007! Koskoca 27 sene geçmiş memleketimin ömründen. Geçmiş ya, ama yanından ama üzerinden işte. Peki, ne olmuş o devrin meşhur kahramanlarına?

Neredeyse hiç yahu! Bir başka milletin yakın tarihinde karşılaşsak “yuh artık, bu kadar da olmaz” diyeceğimiz bir dinazor bahçesi Türkiyem maaşallah.

Netekim’i sahil kasabasında cıbıl kızların silüetine fırça sallar, Çoban’ı daha dün gönülsiz çekti elini eteğini ceylan derisi koltuklardan. İkisi de “ha” desen ahkam keser hala. Üstelik, büyük de alkış alır ahkamları, memeleketimin şuursuz gençliğinden…

Ya solu sağa çeken kamyonun kaptan şoförlerine, bilmem ki ne demeli?

27 koca senedir kendine rota çizemeyen bir otobüs firmasından ne olur yahu? Hayır, bari lastik izlerine bak değil mi! Hep aynı yolu tepmekten kabaklaşmış tekerler ama nafile tabi. Şoförlerin mahali tapulu, mabadları semirmekten olmuş tır tamponu, kalkar mı ayol yerinden?!

Aslında bunca söz nafile. Asıl geriden şişlenen, 27 yıl önce 12 Eylül sabahı uyandığında anasının babasının kokusundan mahrum kalan gözü yaşlı sübyan.

O vakit yeni doğsa, şimdi yaş 27, toplumsal zeka olsa olsa en fazla 7! Hem toplum da neymiş ki? Yeni çıkan toplu bir piley siteyşın geymi mi ne?

İşte geçti 27 koca sene. Peki elde kalan ne? Apoletli bir dede ile her fırsatta postal sesine hasretini dillendiren bir büyük kabile. O kabilenin, gazetelerinde, televizyalarında çıkan bir kaç kifayetsiz kelime…

Yani elde avuçta asıl kalan, bir koca iflah olmaz umursamazlık, gerisi nafile. Netekim, maç var akşama fazla söz israfa girer, artık anlayana…

Son kelam:

Bu satırların sahibi de bizzat bu iflah olmaz umursamazlardan olduğundan millilerin Fatih Egolu ay pardon Hocalı muharebesini seyretme hevesi mazur görülür umarım.

13.09.2007 10:53:43

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.